tunis -gezi yazısı gibi başlamayıp öyle devam edegelen bir yazı- |
|
tunis -gezi yazısı gibi başlamayıp öyle devam edegelen bir yazı- - (24.11.2005) |
Selam,
Aslına bakarsan ne zamandır yazmak isteyip de yazamamak benimki elime
kalem kağıt alsam "hani ne var ne yok" ların ötesinde...
Biliyorsun artık yazmaya bir süre de olsa ara verdim. Büyüsü bozulacak
gibi bir şeylerin ya da belki de tam tersi tekrar büyülenecek birtakım
şeyler, yazarsam; olmaması gereken şeyler olacak gibi ya da "tu kaka" dediğim
şeyler... Anlatması uzun ne demek istediğimi anlatamıyorum ya da
anlatmak istemiyorum, biliyorum ama neyse…
Bayramda Tunus'daydık.
Tunus'un Hammamet adında bir kıyı kasabasında kaldık Hammamet bizim
Alanya benzeri bir yer ama asıl kaldığınız Yasmin bölgesi çok
daha yeni ve inanılmaz büyük otellerin yer aldığı ve inanılmaz
paraların döküldüğü gün gibi aşikar bir bölge. Akdeniz bölgesi ve
Kasım'da da denize ve havuza giriliyor doğal olarak, ama sezon bitmiş.
Asıl Safari'ye katılmış olanlar çok daha dolu yaşamışlar Tunus zamanlarını; her
sabah 6'da yola çıkıp tüm Tunus'u dolaşmışlar ve en çok merak ettiğim
Tuz Gölü'nün onlarca rengini bir arada barındıran görüntüsünü görmüşler;
ben yer kalmadığı için safariye katılamadım ama belki sonra olur.
İlk gece Tunusluların her şehirde eskiyi korudukları ve Medina adını
verdikleri eski şehirlerinin içini gezdik; çok güzel bir gösteri vardı
onu izledik. İçersi bizim Kapalıçarşı'yı andıran ve Kapalıçarşı'da
belki daha önce rastladığımız ama nedense hep turistlerin alması
gerekli olduğu için hiç bakmadığımız ya da baktığımız ama hiç fiyatını
sormadığımız bir sürü ıvır zıvır olan, hazır gelmişim ve buradan bir
şeyler götüreyim dediğin için aldığın her yerde bulunan, zeytin ağacından
yapılma havanlar, deve derisinden hayvan bibloları, ayakkabı,
çantalar, gümüş telkariler, renki boncuklu takılar satılan develer, çöl
tilkileri; restoran ve kafeleri içeren bir birkaç dönüm içersine
kurulu yarı kapalı, yarı açık bir şehir.
Biz de Ramazan Bayramı'nı yaşadık orada birinci günü sabahtan havuza
girdik öğleden sonra Hammmamet'in içine gittik, bayram coşkusunu
annelerin, babaların çocuklarının ellerinden tutup onları bayram
yerine getirmelerinin coşkusunu gördük, bol fotoğraf çektim.
Tunus kuş kafesleri, deve derisi çantaları ve kapılarıyla ünlü
bolca pazarlık yapılması gereken bir memleket; 200 dinara yaklaşık 200
YTL'lik bir malı 20–50 dinara alabiliyorsun ve hatta 60 dinarlık bir
şeyi 4 dinara alabiliyorsun ancak son günlere doğru bu pazarlık
muhabbetinden acayip sıkılmıştım o yüzden pazarlık yapmadan gider
olmuştum.
Nabul Perşembe günleri pazar kurulan bir kasaba ve pazarı oldukça
büyük ve çok ucuz oradan bolca çanta aldım, şimdi daha da çok
alsaydım diyorum kendi kendime.
Kısa süreli gezilerde maalesef her istediğini yapamıyorsun yani hem
denize gireyim, hem gezeyim, hem alışveriş edeyim ve hem de en
önemlisi fotoğraf çekeyim diyemiyorsun ben hepsinden bir parça
yapabildim, hiçbirinden olmamaya da çalıştım açıkçası.
Cape Bon denen bir burnu var Tunus'un kuzeydoğu ucundaki kısım o
burnun hepsini dolaştık Sicilya'ya 100 km uzaklıkta kalan o burnun tam
ucundaki bir lokantada balık yedik. Lokantanın kapısında bizi elinde
bir şahinle bekleyen bir adam karşılıyordu. Bolca baharat
kullanıyorlar yemeklerinde ve de özellikle safran en çok
kullandıklarından. Sarımsak ve soğanı neredeyse tatlılarında bile
kullanacaklar, balığa doydum ama nedense memleketimin balıkları
gibisinin üstüne yok. Yine Cape Bon'da kaynaktan denize akan kükürtlü
bir suda yüzümüzü yıkadık ama zamanım olsaydı o denize girmek isterdim
tam kayaların altında bir sürü insan denize giriyordu su sıcaklığı
yaklaşık 50-60 dereceydi elimizi sokamadık ama bir şişe alıp
Türkiye'ye getirdim.
Gönül gezgin, gönül hiç durmak bilmiyor ama en güzeli sanırım hobileri
paraya çevirmek aslına bakarsan ben hem gezmeyi, hem fotoğraf çekmeyi
ve hem de yazmayı seviyorsam bu işten neden para kazanmayayım diye
düşünüyorum çokça. İşte o zaman hayat çok daha güzel olabilirdi
sanırım.
Sidi bun Said denilen bir kasabasına gittik sonra hayatımda bu kadar
güzel kapıları bir arada görmemiştim tepeye kurulmuş çok zengin Tunusluların ve de bürokratlarının oturduğu bir kasaba.
Bayıldım oraya, bayram tatili olmasından mı yoksa zaten bu kadar çok mu
olurdu bilmiyorum ama etraf Türk turistten geçilmiyordu.
Tunis yani başkentlerinin her yerinde mutlaka 7 Kasımla ilgili bir
cadde, ya da sokak bulmak mümkün.
Çok yoruldum sonra devam ederim belki bai bana.